Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Başbakan BDP'ye Yüklendi..
Başbakan BDP'ye Yüklendi..
03 Ocak 2012 / 14:05
Başbakan Erdoğan, Meclis grubu toplantısında Uludere olayına değindi, BDP'lilere sert sözlerle yüklendi: "Siz silahlı efendileriniz, ipinizi gevşetmediği sürece tuvalete bile gidemezsiniz"

AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, TBMM grubunda 2011 yılını değerlendirdi, 2012’ye ilişkin temennilerini iletti. Uludere olayına geniş yer ayıran Erdoğan, başta BDP olmak üzere muhalefeti sert sözlerle eleştirdi. Erdoğan'ın konuşması sırasında Gazze'deki Filistin Yönetimi Başbakanı Haniye, sürpriz bir şekilde AK Parti Meclis Grubu'na geldi. Kürsüde Erdoğan ile kucaklaşan İsmail Haniye, daha sonra Erdoğan'ın konuşmasını dinledi.

-"Rekor düzeyde düşük seviyeye geriledi"-

Başbakan Erdoğan, 2011 yılının üçüncü çeyreğinde, Türkiye ekonomisinin yüzde 8,2 büyüdüğüne dikkati çekerek, bu oranla, Çin’den sonra dünyada en hızlı büyüyen ülke olduğunu anımsattı. Erdoğan, 2011 yılının ilk 9 ayında ortalama büyümenin yüzde 9,6 gibi çok yüksek bir orana ulaştığını belirterek, üç dönemlik milli gelirin 589 milyar dolar olduğunu söyledi. Erdoğan, geriye dönük 4 dönemlik milli gelirin ise 793 milyar dolar olduğunu ifade ederek, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Yani küresel kriz öncesi rakamları, 2008 rakamlarını yakaladık, hatta bu rakamları aşarak 1 trilyon dolar milli gelir sınırına artık çok yaklaştık. 2011’de aynı şekilde işsizlikte sevindirici gelişmelere şahit olduk. Eylül döneminde işsizlik yüzde 8,8 gibi rekor düzeyde düşük seviyeye geriledi. Türkiye İhracatçılar Meclisi, dün 2011 ihracat rakamlarını açıkladı. 2011’de ihracatımız 2010’a göre yüzde 18 artarak 134,6 milyar dolar olarak gerçekleşti. İhracatta da kriz öncesi rakamları aştığımız gibi Cumhuriyet tarihimizin yeni rekorunu daha elde ettik. Tüm ihracatçılarımıza, şirketlere, firmalara, üreticilere, birliklere bu başarıyı, sevinci, rekoru bizlere yaşattıkları için milletim, kabinem, hükümetim adına şükranlarımı sunuyorum."

-"Kaynakları yükseltiyoruz"-

Erdoğan, yoğun müzakerelerin ardından 2012 yılı bütçesinin, TBMM’de kabul edildiğini anımsatarak, tüm dünyada, özellikle gelişmiş ekonomilerde sosyal harcamalarda kısıntıya gidilirken, maaşlar dondurulurken, hatta eksiltilirken eğitime, sağlığa, özürlülere, yoksullara yapılan harcamalar azaltılırken, 2012 bütçesiyle tam tersine, tüm bu harcamaları artırdıklarını bildirdi.

Başbakan Erdoğan, 2012 yılı bütçesiyle reel sektörü desteklemeye devam ettiklerini, yatırımları tamamladıklarını, yeni yatırımlara başladıklarını, bölgesel kalkınma projelerine hız verdiklerini, yerel yönetimlere daha fazla kaynak ayırdıklarını söyledi. Erdoğan, 2012-2015 eylem planıyla da bunları takvime bağladıklarını belirterek, "Şu anda bu çalışmayı da inşallah sona erdiriyoruz. Önceki 9 bütçemizde olduğu gibi 2012 bütçesinde de tarımı, çiftçimizi, esnafımızı gözetiyor, onlara aktardığımız kaynakları yükseltiyoruz. Biz maaşlarda kesintiyi, maaşları dondurmayı aklımızın ucundan bile geçirmiyor, tam tersine çalışanlarımızı enflasyona ezdirmiyor, enflasyon üzerinde ücretlere artış sağlıyoruz" diye konuştu.

Asgari ücrette 2012 için bütçede yüzde 3 artı 3’lük artış öngördüklerini anımsatan Erdoğan, buna rağmen şartları zorlayarak 2012’de asgari ücrete yüzde 5,9 artı 6 oranında artış yaptıklarını anlattı. Erdoğan, 2012’nin tamamında asgari ücreti yüzde 12,4 oranında artırdıklarını, ilk 6 ay için 701 lira olarak belirlediklerini söyledi. Erdoğan, görevi devraldıkları 2002’de asgari ücretin 184 lira olduğunu belirterek, "Bugün 701 lira. Artış oranı yüzde 281. 9 yıl boyunca asgari ücreti enflasyona ezdirmediğimiz gibi, reel olarak enflasyonun üzerinde yüzde 73’lük bir artışı da gerçkeleştirdik" dedi.

-Öğrencilere müjde-

"Lisans, lisans üstü olmak üzere öğrenci kardeşlerimize bir müjdemizi aktarmak istiyorum" diyen Erdoğan, burs ve kredilerdeki artışı açıkladı.
Erdoğan, göreve geldiklerinde yüksek öğrenimdeki öğrencilere aylık 45 lira burs ve kredi verildiğini, bunun üç ayda bir ödendiğini anımsattı. Erdoğan, bu miktarı kademe kademe artırdıklarını, 2011’de 240 liraya kadar yükseltiklerini vurgulayarak, şöyle devam etti:

"Kredi Yurtlar Kurumunda kalan öğrenciler için gıda yardımı yaptık. Burs ve kredileri üç aydan üç aya değil her ay ödedik. 2012’de öğrencilerimize ödenen burs ve kredi miktarlarını artırıyor, aylık kredi ve burs miktarını 1 Ocak 2012 itibariyle 260 liraya çıkartıyoruz. 2002’ye göre kredi ve burs miktarlarında artış oranı yüzde 478. Öğrencilerimize her ay ödenen beslenme yardımı, aylık 150 liraydı onu da 180 liraya yükselttik. Master öğrencilerine 480 lira veriyorduk 1 Ocak’tan itibaren 520 liraya çıkarıyoruz burs ve kredi olarak. Doktora öğrencileri 720 lira alıyordu, onu da 780 liraya çıkarıyoruz. Bu artışların öğrencilere hayırlı olmasını diliyorum.

Kredi Yurtlar Kurumumuz, bütün bunların yanında biz göreve gelmeden önce 2002’de sadece 450 bin öğrenciye kredi veriyordu. 2012 itibariyle belli sayıda öğrenciye değil, isteyen her öğrenciye kredi veya burs veriyoruz. 450 bin öğrenciden şimdi 1 milyon 173 bin öğrenciye, kredi veya burs veriyoruz. Bu da yüzde 160’lık artış demektir. Kredi Yurtlar Kurumunun yatak kapasitesi 2002’de 188 binken, 2011 sonunda 267 bin kişiye ulaştı. 2012 sonu itibariyle bu kapasiteyi 310 bine ulaştırmış olacağız. Geçmişte adeta koğuş, ranza sistemi varken, biz bu sistemi de değiştirdik. Artık doktora öğrencileri için bir yataklı odalar, diğer öğrenciler için 3 yataklı odalar, her odada tuvaleti, banyosu olmak üzere Kredi Yurtlar Kurumu olarak artık bu yurt binalarını yapıyoruz. Ranza sistemi diye bir sistem artık yok."

-"Enerji alanında çok önemli anlaşmalar"-

Erdoğan, 2012 ile birlikte tarım sektörünü ve tüketiciyi çok yakından ilgilendiren bir kanunun yürürlüğe girdiğini anımsattı. Erdoğan, Hal Kanunu olarak bilinen yeni düzenlemelerle tüketicinin artık daha ucuz, sağlıklı, kontrollü şekilde tarım ürünlerine ulaşmasını sağladıklarını dile getirdi.
Enerji alanında çok önemli anlaşmalara imza attıklarını vurgulayan Erdoğan, Azeri doğalgazını Türkiye üzerinden Avrupa’ya taşıyacak trans Anadolu doğalgaz boru hattının yapımına ilişkin mutabakat zaptının imzalandığını belirtti. Erdoğan, proje tamamlandığında boru hattından yılda yaklaşık 16 milyar metreküp doğalgaz taşınacağını söyledi. Erdoğan, bu gazın 6 milyar metreküpünün Türkiye’de kaldığını, diğer bölümünün Avrupa’ya nakledildiğini vurguladı.
Erdoğan, Rusya’dan aldıkları doğalgaz miktarını artıran, fiyat düzenlemeleri getiren bir anlaşmayı da Rusya ile imzaladıklarını hatırlatarak, bu fiyat düzenlemelerinin Türkiye lehine olduğunu vurguladı.

"ULUDERE OLAYININ TAKİPÇİSİYİZ"

Erdoğan konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Diğer bir acı olay da Şırnak’ın Uludere ilçesi yakınlarında yaşandı. Yakınlarımıza, milletimize sabır ve başsağlığı diliyorum. Bu acı hadise de en küçük detayına kadar adli ve idari inceleme yapılıyor, yapılacaktır. Genelkurmay Başkanlığımız idari ve adli incelemeyi başlattığını açıklamıştır. Ben de dün bu konuyla ilgili olarak bir araya geldiğim genelkurmay başkanımla bu konuyu değerlendirdik. Konunun takipçisi olduklarını tekrar duydum, dinledim.

Bu yapılan çalışmalar, gösterdikleri hassasiyet nedeniyle, hepsine bu konulardaki hassasiyetleri için teşekkür ediyorum. Medyaya rağmen teşekkür ediyorum. Çünkü bazı gerçekleri görüyoruz, biliyoruz.

Hükümetimiz döneminde silahlı kuvvetlerimizin attığı bu adımları, halka karşı atılan adımlar gibi göstermek, devlet halkını bombalıyor gibi göstermek, bunların hepsi devletle millet arasındaki bütünlüğü parçalamaya yöneliktir. Bunların da emellerinin ne olduğunu biliyoruz. Bizim de onların istikametinde hareket etmeyen hükümet olduğumuz için rahatsız oluyorlar. Doğrularına inanan bir hükümet olarak milletimizin geleceğini devlet, millet ikileminde, devleti değil milleti öne çıkaran bir iktidar olduğumuz için bunlarla anlaşmamız tabiî ki mümkün değildir.

Şunu çok açık ve net söylemek durumundayım. Özellikle bu ülkede 780 bin kilometrekarelik vatan toprağını ilmik ilmik işleyen biz olduk. Buna devam edeceğiz. Ana muhalefet şöyle der böyle der. Bu da bizi bir ilgilendirmiyor. Sürekli bir tekerleme var ağızlarında. Ak Parti iktidarı cumhuriyet tarihini eleştiriyor diye. Biz bir dönemin takvimini ortaya koyuyoruz. Diyoruz ki Cumhuriyet döneminde, bu iktidarda yapılanlar yapılmamıştır diyoruz. Bu tespiti yapmak yanlış mı?

Eğer sizler tek parti iktidarlarınız döneminde ne yaptığınızı ortaya koyacaksınız. Zaten çok partili iktidar dönemine de kenarından köşesinden yamandınız. Tek partili iktidar döneminde kimlik kartlarını gösterdik, mühürle nasıl ekmek gaz yağı dağıtıldığını anlattık. Un şekerin nasıl mühürle dağıtıldığını dinledik. Bunlar CHP’nin iktidar dönemleriydi.

Bu millete bu acıları yaşattınız. Ama Ak Parti iktidarı döneminde hamdolsun böyle bir şey söz konusu değil. Her geçen gün daha iyi oluyor.

Bu elim hadisenin ardından, cenazeler üzerinden derhal istismar ve fitne faaliyetlerine başlayanları da maalesef gördük. Şimdi burada altını kalın çizgilerle çizerek vurgulamak durumundayım.

Kim ki Uludere’de 35 Kürt öldürüldü diyerek meseleyi etnik meseleye taşıyorsa, o her türlü milli manevi değeri, her türlü insani ve vicdanı değeri ayaklarının altına almış ve çiğnemiş demektir. Biz olaya böyle bakmıyoruz, biz Uludere’de 35 insan hayatını kaybetmiştir, biz olaya böyle bakıyoruz. 35 can yitirilmiştir. 35 vatandaşımız kaybedilmiştir diye bakıyoruz.

BDP'YE SERT ELEŞTİRİ

Hale bakın. Cenazeleri bile etnik kökenleriyle tasnif edenler, insanlıktan nasibini alamayanlardır. Siyasi zihniyeti nedir bilemem, ancak mesela orada ölenlerden birinin ablası da benim şu an kadın kollarında çalışan bir bayan, başkanlık yapan bir bayan. Bu da var. Bizden bunun istismarını duydunuz mu?

Bunlar vicdanlarını yitirmişler. Irkçılık ve faşizm, iblisin yani şeytanın açtığı bir yoldur. Cenazeleri bile Türk-Kürt diye ayıranlar işte iblisin yolunda, şeytanın izinde yürüyenlerdir.

İstanbul’da yaptıkları basın toplantısının görüntülerini izlediniz değil mi? Kendi milletvekilleri. Güya acı içindeler. Ama kameralar önünde kahkahalar atmaya çekinmeyecek kadar insafsızlar vicdansızlar.

Bunların koruculara nasıl baktıklarını çok iyi biliyoruz. O korucu kardeşlerimizi nasıl hedef yaptıklarını biz çok iyi biliyoruz. O cenazelerin tabutların üzerine parti bayraklarını asmak iki yüzlülük fırsatçılık değil de nedir?

Cenaze terörist başının resmini taşıyanlar neye hizmet etmek istiyorlar? Sonra birileri çıkıyor, bazı densizler çıkıyor, bu olay yüzünden bu ülke bölünmüştür diyor. Yahu sen kimsin? Kimi temsil ediyorsun?

Siz silahlı efendileriniz, ipinizi gevşetmediği sürece tuvalete bile gidemezsiniz.

Neyi bölüyorsunuz? Kimi bölüyorsunuz?

“TERÖR ÖRGÜTÜNE YETER ARTIK DİYEBİLDİNİZ Mİ?”

Bugüne kadar masum insanların, vatan evlatlarının hayatını yitirmesine hangi tepkiyi verdiniz? Terör örgütünün canlı kalkan yaptığı vatandaşlarımız için hangi tepkiyi gösterdiniz? Terör olaylarında arzu edilmeyen kayıplar yaşanabiliyor. Terör örgütüne yeter artık diyebildiniz mi?

Terör olmasa bu acılar yaşanmayacağına göre, terörü yöntem olarak seçenlere bir şey diyebildiniz mi? Teröriste tek bir laf söyleyemeyip, ülkesini korumak için mücadele eden güvenlik güçlerini suçlamak

Sizin nifak tohumlarınız bu topraklarda asla kök salamaz. Apo’ya peygamber diyenlerin, her türlü kutsalı çiğneyenlerin, gençlerin kanıyla beslenen vampirlerin bu topraklarda hiçbir şekilde muhatabı yoktur.

Bugün vesayetçi zihniyetin şekillendirdiği bir devlet yok. Bugün milletin iradesiyle şekillenen adil, şefkatli ve özgürlükçü bir devlet, hükümet var.

“CENAZELERİ DAHİ İSTİSMAR EDECEK KADAR MI AKLINIZI VİCDANINIZI YİTİRDİNİZ?"

Ekmeğini aşını suyunu, misafirle paylaşmaktan onur duyar gurur duyar. Bu ülkenin insanı başım gözüm üstüne der, misafiri evinin de gönlünün de baş köşesinde ağırlar. Taziyeye gelmiş, başsağlığı dilemeye gelmiş, acıyı paylaşmaya gelmiş, kendisi de o coğrafyanın insanı olan bir kaymakamı öldüresiye dövmek, linç etmek, benim Kürt kökenli kardeşlerimin değil, o insan diye geçinen müsveddelerin işidir.

Cenazeleri dahi istismar edecek kadar mı aklınızı vicdanınızı yitirdiniz? Ayrıştırmak, kutuplaştırmak, tahrik etmek, demokrasiye inanmayan zihnin ürünü olabilir. Toplumu tahrik etmeye değer mi?

Fırsatçı siyasetçiler kadar, bazı medya kuruluşları, bazı yazarlarda bu acı hadiseyi istismar etme içine girdiler. Dertleri acıyı paylaşmak değil, dertleri suyu bulandırmak. Ve ilk saatlerde kendi ürettikleri komplo teorilerine kendileri de inandılar.

Devlet halkını bombaladılar diyorlar, katliam diyorlar, güya kuzu postu altında toplumu terbiye etmenin, çok bilmiş edasıyla millete istikamet çizmenin gayreti içerisindeler.

“BEN KASIMPAŞALI TAYYİP OLMAKTAN ŞEREF DUYARIM”

“Ben eli silahlı olandan korkmadım, Kasımpaşalı’dan mı korkacağım” diyor. Şunu unutma veya unutmayın. Ben Kasımpaşalı Tayyip olmaktan şeref duyarım. Kasımpaşa’dan çıkan oranın bir evladı olarak, tüm halkımın da bizi oralara getirmesinden dolayı, milletime hizmet etmekten onur duyarım.

Eğer bu ülke yüzde 50 bize oyunu verdiyse, ondan sen gocun. Herhalde bu yüzde 50’den daha akıllı değilsin. Kendinizi kontrolden geçirin. Bu ancak adaletle olur. Bu ancak dürüstlükle olur. Biz bunu yaptık, yapıyoruz. Ama kendi kendinize sorun biz ne yaptık?

Kusura bakmasınlar beyler. Bizim istikametimizi her zaman millet çizdi. Bunlar gibi, bunların taşeron fikirlerini alacak değiliz. Biz devlet millet kaynaşmasını sağlamaya çalışıyoruz. Bunlar da terör örgütünün düşman devlet algısı için çanak tutuyorlar.

Kaynak:Posta
 

Bu haber toplam 49 defa okunmuştur
DİĞER HABERLER
Yes Feromon!