| DOLAR | ![]() | |
| EURO | ![]() | |
| IMKB | ![]() | |
| ALTIN | ![]() |
| Ankara | 13/31 ºC |
| İstanbul | 20/26 ºC |
| İzmir | 18/31 ºC |

Kadın ve Aileden Sorumlu Devlet Bakanı Aliye Kavaf’ın “Ben eşcinselliğin biyolojik bir bozukluk, bir hastalık olduğuna inanıyorum. Tedavi edilmesi gereken bir şey bence” sözleri bilim insanlarının ve eşcinsel örgütlerinin tepkisine neden oldu.
Kavaf’ın açıklamalarının bilimle bağdaşmadığını belirten Türkiye Psikiyatri Derneği İstanbul Şube Başkanı Prof. Dr. Doğan Şahin, “Bugünkü bilgilerimize göre, eşcinselliğin biyolojik bir hastalık olduğuna dair hiçbir veri yoktur” dedi.
Kavaf dün Hürriyet Pazar’daki röportajda eşcinselliği hastalık olarak gördüğünü belirterek, “Tedavi edilmesi gereken bir şey bence. Dolayısıyla eşcinsel evliliklere olumlu bakmıyorum. Bakanlığımızda onlarla ilgili bir çalışma yok. Bize iletilmiş bir talep de yok. Türkiye’de eşcinseller yok demiyoruz, bu vaka var” dedi.
‘Kötüleme nedeni korku’
Uzmanlar ise Kavaf’ın sözlerini bilimsel tespitlerden uzak olarak değerlendirdi ve şunları söyledi:
İ.Ü. Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Doğan Şahin: “Bugünkü bilgilerimize göre, eşcinselliğin biyolojik bir hastalık olduğuna dair hiçbir veri yoktur. Eşcinsel kişilerde, herhangi bir hormon ya da kromozom patolojisi söz konusu değildir. Dolayısıyla ortada biyolojik bir hastalık da, tedavi edilebilecek bir durum da yoktur. Sorunun temelinde eşcinsellerin toplumda kabul görmesiyle ilgili zorluklar yatıyor.
Aslında her insanın ruhsal yapısında, kişiliğinde ve bedeninde her iki cinse de özgü yanlar vardır. Hepimiz farkında olalım ya da olmayalım az veya çok eşcinsel özellikler taşırız. Bu özellikler ne kadar fazla ise o ölçüde eşcinselliğe yakın, ne kadar az ise o ölçüde heteroseksüelliğe yakınızdır.
Eşcinsel özelliklerimizin daha farkında olduğumuz zamanlar, kimimizde çok rahatsızlık yaratır ve bu tür duyguları şiddetle bastırırız. Sonra da eşcinelliğin tedavi edilmesi ve cezalandırılması gerektiğine inanır ya da eşcinselliği reddederiz. Sonuç olarak, eşcinsellere yönelik olumsuz duygu ve tutumların ardında çoğunlukla kendi eşcinsel yanlarımızdan duyduğumuz korkular ve endişeler yatar.”
‘Aralarında bir fark yok’
Cinsel Eğitim, Tedavi ve Araştırma Derneği (ÇETAD) Başkanı Psikiyatr Dr. Nesrin Yetkin: “Bütün dünya, hem Amerikan Psikiyatri Birliği hem de psikoloji birlikleri eşcinselliği 40 senedir hastalık olarak kabul etmiyor. Eşcinselliğin bir hastalık olduğuna dair kanıtlanabilmiş bir şey yok. Dolayısıyla tedavi edilebilir bir şey değildir. Heteroseksüellik neyse eşcinsellik de o. Arasında hiçbir fark yok. İkisi de aynı normallikte.
İnsanların neden eşcinsel olduğu konusunda bilimsel bir saptama da yok. Tek yumurta ikizlerinde bile farklı olabilen bir şeyden bahsediyoruz. Ama toplum daima azınlıkta olanı dışlama, kötüleme eğilimindedir. Sayın bakanın söyledikleri kendi bakış açısı ama bilimsel camiada böyle bir bakış açısı söz konusu değil.”
Üzücü açıklama
Lamdaİstanbul LGBTT Dayanışma Derneği’nden Haziran Düzkan da Kavaf’ın sözlerini “Korkunç bir açıklama” şeklinde değerlendirerek, şunları söyledi: “Ama sonuç itibariyle yaygın bir görüşü de yansıtıyor. Birçok insan böyle düşünüyor. Bakan daha önce eşcinsel evliliklerle ilgili de böyle bir şey söylemişti. Aliye Hanım belki de açık bir eşcinsel kişiyle hiç konuşmamıştır hayatında. Belki öyle bir şey yapması gerekiyor. Ama bu kadar bilimden uzakta bakanlara sahip olmak çok üzücü. Artık hiçbir kurum ‘eşcinsellik biyolojik bir hastalıktır’ demiyor. Kaldı ki ‘tedavi edilmelidir’ demek de bir yaptırım uygulanması anlamına gelen bir şey. Bu da neredeyse faşizanca bir söylem.”
Literatürü takip etsin
Aileden Sorumlu Devlet Bakanı Selma Aliye Kavaf’ın eşcinsellerle ilgili yaptığı açıklamaya ünlü modacı Cemil İpekçi sert tepki gösterdi. Eşcinselliğin tedavi edilmesi gereken bir hastalık olduğunu söyleyen Kavaf’a dünya literatürünü takip etmesini tavsiye eden İpekçi şunları söyledi:
“Bu açıklama çok çağdışı ve ülke adına utanç verici... Sayın bakanımız dünya literatürünü, psikolog ve psikiatrlarının son kararlarını takip etsin. Böylece dünyanın en yetkili bilim adamlarının da bu konudaki kararlarını öğrenir ve ne kadar hatalı ve bilgisizce bir açıklama yaptığını fark eder. Bu da onun için faydalı olur. O zaman daha çağdaş açıklamalar yapar. Çünkü aileden sorumlu bakanlık çok önemli ve bütün cinsiyetleri kapsıyor. Bu yüzden böyle bir söylemde bulunmadan önce biraz oturup araştırma yapması gerekiyor
ekolay













