Arınç: Gazeteci ve siyasetçi birbirine muhtaç
Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, ''Gazetecilerle siyasetçilerin iç içe geçmiş bir ilişkisi vardır. Birbirini çok sevsinler veya sevmesinler birbirimize muhtacız, birbirimize saygı duymak mecburiyetindeyiz'' dedi.

 

Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, ''Gazetecilerle siyasetçilerin iç içe geçmiş bir ilişkisi vardır. Birbirini çok sevsinler veya sevmesinler birbirimize muhtacız, birbirimize saygı duymak mecburiyetindeyiz'' dedi.

Bitlis Gazeteciler Cemiyeti'nin açılış törenine katılan Bakan Arınç, Bitlis'te Gazeteciler Cemiyetinin kurulması ve yeni bir hizmet binasının faaliyete geçmesinin çok önemli olduğunu söyledi.

''Yeni kurulsa da, kayıtlı gazeteci sayısı az da olsa, önemli olan böyle birlikteliğin kurulmasıdır'' diyen Bülent Arınç, Gazeteciler Cemiyeti'nin tüm Türkiye'de olduğu gibi, Bitlis'te de faal hale geleceğini ve görevini yapacağını belirtti. Arınç, ''Ben arkadaşımızı, çalışma arkadaşlarını candan kutluyorum ve çalışmalarında başarılar diliyorum. Bu bizim için çok önemli. Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Federasyonu Başkanımız da İzmir'den bu güzelliği görmek için geldiler'' diye konuştu.

''HALKIMIZIN KULAĞI, GÖZÜ VE DİLİ SİZSİNİZ.''

Gazetecilerle siyasetçilerin iç içe geçmiş bir ilişkisinin bulunduğunu anlatan Bakan Arınç, ''Birbirini çok sevsinler veya sevmesinler birbirimize muhtacız'' dedi.

Gazetecilerin halkın kulağı, gözü ve dili olduğunu belirten Arınç, sözlerini şöyle sürüdürdü:

''Gazeteciler olayları, bilgilendirmeyi ve bilinçlendirmeyi yaparlar. Biz dünyanın her yerinden, sizin vasıtanızla haber alırız. Artık dünya küçük bir köy haline geldi. İnternet denen bir şey de var. Bir tıklamayla dünyada meydana gelen olayları anında öğrenmek mümkün. Ama yerel haberleri ilk planda duyuracak olanlar, gazetecilerdir.

Çok şükür geçmişe göre çok iyi bir durumdayız. Artık her ilde, her ilçede, yerel medya güçlendi. Gazeteler çıkıyor. Hatta kalite konusunda birbirleriyle rekabet ediyorlar. Merkezlerde günlük ulusal gazetelerden daha kaliteli gazeteler çıkmaya başladı. Hakikaten Türkiye'yi çok dolaştım, iftihar ederek söylüyorum.''

Basın Yayın Enformasyon Genel Müdürlüğünün yerel medyayla doğrudan ilgili olduğunu, yerel basın konusunda çok iyi çalışmaların yapıldığını aktaran Bülent Arınç, şöyle konuştu:

''Geçtiğimiz aylarda Kıbrıs'ta bir eğitim semineri yapıldı. Seminere 250 civarında gazeteci katıldı. Daha önce Manisa'da yaptık ve yaklaşık 250 gazeteci katıldı. İnşallah bu bölgede de yapacağız. Bitlis'i merkez kılarak, bir yerel medya eğitim semineri yapabiliriz. Bu civardaki yerel medyada çalışanlar, bir, iki veya üç gün birlikte olur. Böylece Türkiye'de gazetecilik faaliyetlerinin içinde bulunduğumuz sektörel sorunları görüşebiliriz.''

''YEREL MEDYA DESTEKLENİYOR''

Basın Yayın Enformasyon Genel Müdürlüğünün (BYEGM) kendi web sayfasıyla yerel medyaya hizmet verdiğini anlatan Bakan Arınç, bu çerçevede geçtiğimiz aylarda yerel gazetelere CD'ler gönderildiğini hatırlattı.

Arınç, yerel gazetecilere yardımcı olmak için BYEGM tarafından ayrıca bir içerik ve mizanpaj, sayfa düzenlemesi konusunda paketler gönderildiğini ve bunun devamının geleceğini ifade ederek. ''Yerel medyaya faydalı olmak için bir çalışma yaptık. Çünkü gazete çıktığında elimize geldiği zaman bize hitap etmeli, albenisi olmalı. Bir haber tekniği nasıl olabilir, gazeteci muhabir arkadaşlarımız hangi özelliklere dikkat etmelidir. Bence bunun yolunu yöntemini göstermek bizim için faydalı oldu'' dedi.

Anadolu Ajansı'nın da (AA) yerel medyanın hizmetinde olduğunu belirten Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Bakan Arınç, bugün Türkiye'nin her yerindeki muhabir kadrosuyla, AA'nın yerel medyaya en çok haber desteği sağlayan kuruluşların başında yer aldığını aktardı.

Arınç, ''Yine yaptığımız düzenlemeyle, AA sizin elinizin altında. Çok fazla masraf yapmadan, fotoğraftan yararlanabilin, görüntülü haberlerden ve haber içeriklerinden faydalanabilin diye çalışmalar yürütüyoruz. TRT bize bağlı. Tüm medyanın gelişmesi için çabamız devam edecek. Özellikle çalışanların sosyal hakları, özlük hakları garantiye alınabilmesi çok önemli'' diye konuştu.

''HER ÖNÜNE GELENİ İÇERİ TIKMAK, ARTIK TÜRKİYE'DE OLMAMALI. GAZETECİLER TOPLUMUN BÜTÜN KESİMLERİNDEN DAHA FAZLA ÖZGÜR OLMALI''

Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, ''Geçtiğimiz günlerde enerji konusunda üst üste ihaleler yapıldı. Bölgelerin elektrik dağıtım işini aldılar. O işleri alanların içinde medya patronları da var. O medya patronunun televizyonunda çalışanlar, 6 aydan beri maaş ve ikramiyelerini alamıyorlar. Evlerine ekmek götüremiyorlar'' dedi.

Medya çalışanlarının özlük haklarının güçlendirilmesinin hükümetin öncelikleri arasında olduğunu belirten Bakan Arınç, basın sektöründe patronlarla çalışanlar arasında tamamen ters orantılı bir gelişme olduğunu söyledi.

Geçtiğimiz günlerde enerji konusunda üst üstte ihaleler yapıldığını anımsatan Bakan Arınç, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Bu ihalelere kimisi 3 milyar dolar vererek, kimisi 6 milyar dolar vererek girdi. İsmini vermeyeceğim, az çok tahmin edeceksiniz. Bizim de hükümet olarak gözlerimiz faltaşı gibi açıldı. Bu kadar yüksek parayı da nasıl veriyorlar diye. Birleştiler, bir araya geldiler. Kimisi bu bölgenin, kimisi Ege'nin, kimisi başka bir bölgenin elektrik dağıtım işini aldı. Şimdi onları alanların içinde medya patronlarından da var. O medya patronunun televizyonunda çalışanlar 6 aydan beri maaş ve ikramiyelerini alamıyorlar. Evlerine ekmek götüremiyorlar. Ama 6 milyar doları bastırıp, ihale alabiliyor.''

Kendisi için önemli olanın bir patronunun 3 ile 6 milyar dolar çıkarıp masanın üzerine koyarak ihaleyi alması olmadığını dile getiren Arınç, öncelikle çalışanlarının hakkını vermesi, onların alın terini karşılaması, onların akşam eve giderken alın terini, evine ekmek ve yiyecek olarak, çocuklarının göz yaşının karşılığı olarak götürmesi gerektiğini söyledi. Bülent Arınç, ''Çalıştırdığının haklarını vermeyeceksin, ama daha fazla kazanmak için parayı bir yerden bulup bastırabileceksin. Yanlışlık buradadır. Patronlarla, çalışanlar arasında tamamen ters orantılı bir gelişme var'' dedi.

-''GAZETECİLERİN PASAPORT SORUNU''

Gazetecilerin pasaport sorununa değinen ve Türkiye'de pasaport konusunda bir karmaşa yaşandığını ifade eden Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, Pasaport Kanunu'nun iki yıl önce gündeme geldiğini hatırlattı.

Bakan Arınç, sözlerine şöyle devam etti:

''Ama herkes talebini yağdırmaya başladı. Herkes kırmızı, yeşil pasaport istiyor. Bunun içinden çıkılamadı. Çünkü Pasaport Kanununu, Avrupa Birliği (AB) standartlarına uydurmaya çalışıyoruz. AB standartlarında bu pasaportlar çok kısıtlı. Yani ayrıcalık tanıyan pasaportlar bizde 10 bin tane ise, AB'de karşılığı bin tane bile değil. Hem standardına uymak zorundasınız, hem de belirli bir standardı yakalamak zorundasın.''

Bu nedenle Basın İlan Kurumu Genel Müdürü Mehmet Atalay'ın bir uygulamayı, basın mensupları için de gerçekleştirdiğini anlatan Bakan Arınç, hizmet pasaportuyla, gazetecilerin yurt dışına çıkışında, daha rahat iş icra edebilmesi için, gazetecilerin listesini İçişleri Bakanlığına verildiğini söyledi.

Arınç, bu çalışmalar sonucu, görevle sınırlı olmak üzere gazetecilerin hizmet pasaportu alabileceğini ifade ederken, yeşil pasaport konusunda, sürekli basın kartı sahiplerinin yanı sıra avukatların ve ihracatçıların da talepleri bulunduğuna dikkati çekti. Bu konuda AB ile uyumlu bir formül geliştirilmesi gerektiğini aktaran Bülent Arınç, basın kartının kimlim kartı olarak kullanılması konusunda engeller bulunduğunu, bu konularda çalışmalar yaptıklarını ve bunların aşılacağını söyledi. Arınç, sarı basın kartı sahiplerine sosyal ve ekonomik alanda indirimler yapılması için iyi adımlar attıklarını aktardı.

-RTÜK KANUNU-

Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, Basın Kanununu 2004 yılında çıkardıklarını ve 5-6 yıldır yürürlükte olduğunu dile getirerek, uygulamada fazla bir itiraz ve şikayet gelmediğini söyledi.

Şimdi de 1994 yılında çıkan RTÜK Kanununu değiştirdiklerini anlatan Arınç, söz konusu kanunun bir kısmının Anayasa Mahkemesince iptal edildiğini bir kısmına ise boşluklar olduğunu hatırlattı. Arınç, ''Biz şimdi 54 maddelik yeni bir RTÜK Kanunu meclise sevk ettik. Alt komisyondan geçti. Ekim ayınına başladığımız günde inşallah RTÜK Kanununa da başlamış olacağız'' dedi.

Basın Kanunu ve Türk Ceza Kanunu'nda gazeteciler için müeyyideler bulunduğunu, son yıllarda gazeteciler için açılan dava sayısının bir hayli fazla olduğunu dile getiren Bülent Arınç, konuşmasını şöyle sürdürdü:

''Şimdi savcılıktan bin tane talep geliyor, dava açılması için. Biz bunlardan 10 tanesine bile izin vermiyoruz. Çünkü Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin de (AHİM), Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin de ifade özgürlüğü konusundaki yorumuna biz de katılıyoruz. Her önüne geleni içeri tıkmak, artık Türkiye'de olmamalı. Gazeteciler toplumun bütün kesimlerinden daha fazla özgür olmalı. Düşündüklerini yazabilmeli. Haberleştirdiklerini rahatlıkla savunabilmeli.''

Bitlis Gazeteciler Cemiyeti mensuplarının da, bölgede gazetecilik yapanların da demokratikleşme, özgürlükler, yeni Anayasa konusunda çok olumlu düşüncelere sahip olduğunu bildiren Bakan Arınç, bunun Türkiye için bir şans olduğunu, ülkenin çok daha güzel günlere kavuşmasını istediklerini dile getirdi.

-''KENDİMİ YILLARCA BASIN MAĞDURU GÖRDÜM''

''Gazetecilere muhtacız. Onlar da haber açısından bize muhtaç'' diyen Bülent Arınç, bu yüzden aradaki dürüst ve samimi ilişkinin hiçbir zaman bozulmamasını istedi.

Bakan Arınç, kendisini yıllarca bir basın mağduru gördüğünü ifade ederek, sözlerini şöyle tamamladı:

''Herkes görevini iyi yapacak. Biz de onlara saygı duyacağız. Onlar da elbette kişilik haklarımıza saygı gösterecekler. Yalansız, hilesiz hurdasız, güzel bir gazetecilik hayatı yaşayacak. Gazeteciler özgürlüğün meşalesidir.''

AA

http://www.haberine.com/ sitesinden 25.05.2012 tarihinde yazdırılmıştır.