Duruşmanın öğleden sonraki bölümünde, tanıkları dinleyen mahkeme mağdur avukatlarına söz verdi. Mağdur avukatlarından Selçuk Kozağaçlı, bir gazeteye verdiği demeçte 'faili meçhul cinayetlerin bir devlet politikası' olduğunu söyleyen emekli Koramiral Atilla Kıyat'ın tanık olarak dinlenmesini talep etti. Kozağaçlı, 'Kıyat açıklamalarında, 'Cizre', 'Yüzbaşı' gibi bu davayı ilgilendiren beyanlarda bulunmuştur. Bu nedenle Kıyat'ın tanık olarak dinlenmesini talep ediyoruz" dedi.
Savcı da sanıkların üzerine atılı suçun vasıf ve mahiyetinin göz önüne alınarak tutukluluk hallerinin devam etmesini talep etti.
Toros meselesi
Mahkeme heyetinin söz verdiği sanıklardan Albay Cemal Temizöz, sürekli tartışılan beyaz toros otomobille ilgili ilk kez konuştu. Cizre'de birçok kişide beyaz torosun olduğunu söyleyen Temizöz, "Toros aracı bir tek bizde mi var, herkeste var. Şimdi o araca binenler geri gelmiyordu deniyor. Cizreliler nereye gidip geri gelmiyorlardı. Gidip bayilerden sorulsun o dönemde Cizre'de kaç tane toros vardı. Bazen yabancı araba Cizre'ye girdiğinde, bunlar polis, asker ya da yabancı deniliyordu. Lice'nin Yaprak Köyü'nde 5 Temmuz'da PKK'lılar o araçla gidip halı tezgahlarını yakıp propaganda yaptı" dedi.
Emekli Koramiral Atilla Kıyat'ın sözlerini de değerlendiren Temizöz, beyanları Kıyat'ın kişisel görüşleri olduğunu belirtti. Temizöz, devletin böyle bir politikasının olmadığının ortada olduğunu ifade ederek, şöyle konuştu:
"Cizre'de devleti ayakta tutmak, kendimiz hayatta kalmak için mücadele ettik. Nerede cayır cayır yanan ve rokentlenmiş bir kaymakamlık binası var. Çatısında şehit polisi memuru bekliyor. Devlet bitmiş gibi. Ben Cizre'ye kendimi verdim. Şimdi keşke diyorum. Çektiğim bu zulüm. Benim çocuğum yıllarca migren ağrısı ile yaşadı. Benimle kaldıkları kısa süre içinde roket saldırısına uğradık. Cizre için sosyal etkinlikler yapmaya çalıştığımı herkes biliyor. Cizrespor'un Şırnak'ta maçı vardı. Çocuğum hasta onunla ilgilenirken. Cizrespor yöneticiler kapıma gelip, doktor getirdiler. Çocuğu bize emanet et dediler. BTR ile önlerine düştüm, Şırnak'a maça götürüp getirdim. Ben Cizre halkını kendimi feda edecek kadar sevdim. Ama şimdi keşke diyorum. Ben vatandaşın canına malını korumak için yeminime sadık kaldım. Üzülerek söylüyorum; devletin bazı kademeleri örgütün taktik ve yöntemlerini hala anlamış değil. PKK'yı kimse doğru dürüst bilmiyor ve anlamıyor. KCK şehir yapısı denilip duruluyor. Bunlar görünen şeyler."
"İstihbarat arşivlerine bakın..."
Devleti ayakta tutmak için hayatta kalma mücadelesi verdiklerini anlatan Temizöz, tanıkların iddiaları ile ilgili olarak ise, "Bu şartlar altında birini çağırıp ifadesini nasıl alalım. Devletin Genelkurmay'ın arşivlerinde Cizre'nin hangi hale getirildiği araştırılsın, mahkemenizce sorulsun ortaya çıkar. Hayatta nasıl kalmaya çalıştık, o ortaya çıkacak" dedi.
PKK'nın infazları
Dava aşamasında kemiklerden söz edildiğini anlatan Temizöz, kazılar yapıldığını ancak çıkan kemiklerin köpeklere ait olduğunun söyledi.
Temizöz, "Madem kemikler üzerinde bu kadar duruluyordu. Dağdakiler de, terörist dediklerimiz de bu ülkenin vatandaşları değil mi? Şemdin Sakık'ın 'Şemdin Sakık'tan Mektuplar' kitabında örgütün katliamları, infazları yazılıyor. Selim Çürükkaya'nın 'Apo'nun Ayetleri' kitabındaki infazlar bölümlerini incelesinler, hatta uluslararası komisyonları da çağırsınlar, gidip kazılar yapsınlar. O zaman Diyarbakır Barosu da gidip o gruba dahil olur. Nasıl komplolar kuruldu bunlar araştırılsın" diye konuştu.
Temizöz, 2003 yılında 1 milyon dolara TAK'ı kurarak şehirlerde nasıl katliamlar yapıldığının ortada olduğunu kaydetti.
Temizöz şöyle dedi:
"'PKK şifreleri', 'PKK ne istiyor' kitapları okunduğunda anlaşılır. Atilla Kıyak paşa düz mantıkla ifade etmiş. Ben Cizre'de geceleri yoksullara nasıl erzak dağıttım anlatmadım. Kaymakamlar çok iyi bilir. Gündüz külahlı, gece silahlı, sözü Cizre'de ise milisler gecede gündüzde silahlıydı. Öyle görünüyor ki, Cizre yine teröre esir olmuştur. Şu andaki durumumuz Roma'da dövüşen köle glatyatörlere benziyor. Kafes içindeyiz. Teşhir edildik. Bu şartlar imhaya dönüştü. Zamana yayılması adalete olan inancımızı zedeliyor."
Atak: "Ben Kürt olduğumu hep söyledim"
Eski Cizre Belediye Başkanı Kamil Atak ise, savunmasında, avukatlarının kendilerini kemiklerden sorumlu tutulmasından tepki gösterdi.
Kendisine, birlikte yaşamak için avukatların kemiklerin yerini göstermesini istendiğini belirten Atak, "Ben Kürdüm, Türkiye Cumhuriyeti'nin birinci sınıf vatandaşıyım. 1991 yılında Cizre'nin önde gelen aşiretlerinin toplantısında kimi aşiret lideri 'Ben Gürcüyüm, Azeriyim, Orta Asyalıyım' derken, ben o dönem dahi Kürt olduğumu söyledim. Ben hiçbir zaman halkımdan kopmadım, kopmam. Beni kemik sorumlusu olarak tutmaları, bana hakarettir" dedi.
Sanıklardan Hıdır Altuğ ve Fırat Altun'un avukatı Murat Çekiç de, emekli Koramiral Atilla Kıyat'ın tanık olarak dinlenilmesini isteyerek, "Basında yer alan açıklamaları nedeniyle kendisinin ya tanık olarak mahkemenizce dinlenilmesini, veya mahkemenize yönelik adil yargılamayı etkilemek suçundan dolayı suç duyurusunda bulunulmasını talep ediyoruz" dedi.
Avukat Savcıyla tartıştı
Sanık avukatlarından Mehmet Savaş Özdal, mahkeme üyelerinin sürekli bilgisayarla uğraştığını ve bedenen mahkeme salonunda olduklarını söyleyerek tepki gösterdi. Heyetin tamamının kendileriyle göz teması kurmasını isteyen Özdal, öğlen saatlerinde duruşma salonundan kısa bir süre ayrılan savcıyla tartıştı. Özdal, tepkisine duruşma savcısı Tuncer Çetin, "Hepimizin insani ihtiyaçları olabilir" karşılığını verdi. Mahkeme Başkanı Menderes Yılmaz'ın uyarısıyla tartışma büyümeden önlendi. Bu arada ses tonunu yükselten sanık avukatı Özdal'a tepki gösteren mahkeme başkanı Yılmaz, "Tamam avukat bey sakin olun, bağırıp çağırmaya gerek yok" dedi.
"Temizöz, Kuzey Irak'a girecek tek Jandarma subaydır"
Kamuoyunda bu davanan 'küçük Ergenekon davası' denildiğini ve davanın siyasi olduğunu savunan Özdal şöyle konuştu:
"Müvekkilim Cemal Temizöz, azmettirme suçundan yargılanmaktadır. Ancak asıl failler ortada yoktur. Ben mağdurların acısını anlarım, ancak müvekkilimin göreve geldiği dönemde Cizre örgüt tarafından ele geçirilmiş bir yerdi. Müvekkilim onlarla mücadele etmiştir. Dinlenen tanık ve mağdurların bir kısmı polisten, jandarmadan korktuklarını beyan ettikleri halde, PKK'dan korktukları yönünde beyanda bulunamamışlardır. PKK'dan korkan veya müdahil olan bir tanığın nasıl doğru söylediğine inanacağız. Ayrıca müvekkilim Cemal Temizöz, bu kahraman, 1 Mart'ta kendisinin Kuzey Irak'a girmesinin söz konusu olduğunda K.Irak'a girecek jandarma subayı olarak tek kişidir. Müzakereye çekildiğinde olaylara bir de bizim durumumuzdan bakmanızı talep ederiz."
Tahliye yok
Sanık avukatlarının beyanlarını aldıktan sonra mahkeme duruşmaya verdiği kısa bir aranın ardından ara kararlarını açıkladı. Sanıkların tutukluluk halinin devam etmesini yönünde karar veren mahkeme, daha önce beyin ameliyatı geçiren sanıklardan Hıdır Altuğ için, rahatsızlığının cezaevinde bulunmasına engel teşkil edip etmediği yönünde rapor alınmasını kararlaştırdı.
Emekli Koramiral Atilla Kıyat'ın tanık olarak dinlenilmesi talebini de değerlendiren mahkeme, tanık olarak dinlenilmesinin daha sonraki duruşmalarda değerlendirilmesine ve Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı'ndan Kıyat hakkında herhangi bir işlem yapılıp yapılmadığını sorulmasına karar verdi.
ekolay